Gey Olmanın Taşra Halleri

İngilizce gey/lezbiyen yazınında coming out olarak ifade edilen hadisenin Türkçeye açılmak olarak tercüme edilmesi hiç de fena bir çeviri değil. ‘Kapalı’, yani biraz gizli ve saklı olan bir şeyin açılması, başkaları tarafından görünür ve bilinir olması. Ama eylemin kendisi kadar kime yöneldiği de önemli. ‘Okulda, işte, mecliste’ açık olmanın farklı farklı maliyetleri var. Türkiye’deki gibi sosyal ya da hukuki olarak koruyucu mekanizmaların ya hiç olmadığı ya da son derece zayıf kaldığı coğrafyalarda bu maliyetlerin göze alınamayacak boyutlara ulaştığı da bir gerçek. Belki de bu yüzden, Türkiye’nin gey haritası daha çok anonim ortamlarda ve anonim karakterini sürekli müzakere ederek tesis edilebiliyor. 

Anonim ortamlar derken ne tür alanlardan söz ediyoruz? Mesela gece yaşamı. Ama alelade bir gece yaşamı değil. Çoğunlukla büyükşehirlerde olanından. Kişinin en ‘gey halleri’ndeyken görünmek istemeyeceği kişilerle karşılaşma ihtimalinin alabildiğine azaldığı ölçüde kozmopolit bir kent deneyimi gey altkültürü için yeterince uygun bir zemin hazırlıyor. Georg Simmel Metropol ve Zihinsel Yaşam‘da, her ne kadar doğrudan bu hususa değinmese de, tam da böyle bir öznelliği söz konusu ediyor işte. Yabancılarla karşılaşmaktan mütevellit bir kent yaşamının bıkkınlık duygusunu tetiklediği kadar kişiye anonim bir mevcudiyet kattığını ve bunun bireysel bir özgürlük alanı yarattığını söylüyor. Gey altkültürlerinin tarihsel oluşumunda birbirini hiç tanımayan binlerce insanın gelip geçtiği metropol kent merkezlerinin oynadığı rolü bu şekilde temellendirebiliriz.

Türkiye’nin gey başkenti Beyoğlu’nu düşünelim. Sayısı milyonları bulan yaya nüfusuyla Beyoğlu son derece göz önünde bir yer. İstiklal Caddesi devasa bir kalabalığa ev sahipliği yapıyor. Caddenin ara sokaklarında ya da semtin çeperlerinde konumlanmış, farklı grupların mesken tuttuğu hatrı sayılır çeşitlilikte gey mekanı bir yandan bireysel anonimliği garantiye alırken bir yandan da gey yaşamına -kısmen de olsa- kolektif bir görünürlük sağlıyor.

Ancak burada çok önemli bir noktanın altını çizmekte fayda var: Türkiye’nin gey coğrafyalarında anonimlik bir yandan güvenli ilişki ağları ve mekanlarının oluşumunu mümkün kılarken, bir yandan da bazı ayrımları belirginleştiriyor. Nedir bu ayrımlar? Pek çok şey sayılabilir: Eşcinsel alt kültürlerin kadın eşcinselleri doğrudan ya da dolaylı dışarıda tutması, alt kültür mekanlarının daha çok genç eşcinsellerin sosyalliğine imkan tanıması, söz konusu mekanların çoğunlukla tüketim alanları olması hasebiyle çeşitli sosyo-ekonomik ayrımlar vs. Ama bunlar kadar önemli bir boyut daha var: Kozmopolit kent mekanlarında tesis edilen gey alt kültürlerinin merkez/çevre ilişkilerini yeniden kurması meselesi.

Türkiye’de gey alt kültürünün kentsel mevcudiyeti ve görünürlüğünden söz ederken, akla hemen İstanbul, ve daha özelinde de Beyoğlu geliyor. Haliyle, Türkiye’nin bir gey başkentinden söz edeceksek eğer, burası muhtemelen İstanbul olurdu. Tabi ki, şüpheli okurlar için, bu merkezlerin çoğalabildiğini not edelim. Özellikle aktivizm bağlamında Ankara, ve son birkaç yılda İzmir de öne çıkabiliyor. Üniversite kampüslerinde örgütlenen geyler ve lezbiyenlerin daha başka illerde de artık belli bir görünürlüğe erişmeye başladığı bir gerçek. Ama gey/lezbiyen aktivizminin nicel büyüklüğünün çok da sınırlı olduğunu unutmamak gerek. Haliyle, İstanbul sınırları dışına çıkıldığında, gey/lezbiyen görünürlüğünün kent yaşamına ancak sınırlı düzeyde sirayet ettiğini söylemek yanlış olmaz.

Buradan hareketle, Türkiye’nin gey haritası, İstanbul dışında, en çok sosyal ağlarla oluşturuluyor. İngilizce arayüzlü sayısız gey sosyal ağının yanı sıra, Türkçe arayüzlü gabile.com’un sitesine 294bin kayıtlı üye var. Sohbet kanallarında 20’ye yakın ile özel sohbet odası kullanılıyor. Ayrıca buna son yıllarda lokasyon tabanlı çalışan Grindr, Hornet gibi telefon uygulamaları eklendi. Bu mecralar topluluk düzeyinde ilişki ağlarının kurumsallaşmasına imkan tanırken, aynı zamanda, kişisel ve kolektif görünürlüğü sınırlandırarak güvenli alanlar yaratılmasına zemin hazırlıyor. Tabi, son yıllarda bu türden mecralara yönelik sansür gibi baskı mekanizmalarının arttığı bir gerçek. Ancak, söz konusu sanal mecralara alternatif erişim yöntemleri ya da erişimi engellenen ağların kısa zamanda alternatiflerinin oluşturulması gibi stratejiler sayesinde, bu tür mekanizmalar sosyal ağların gey alt kültürünün oluşumunda oynadığı merkezi rolü değiştirmeye yetmiyor.

Peki, sosyal ağlar nasıl bir gey sosyalliğine imkan tanıyor? Gey merkezlerinin çeperlerinde, tabiri caizse ‘gey taşrası’nda, nasıl bir alt kültür şekilleniyor? Taşrada kendine çok da yer bulamayan gey cinselliğinin gizlice yaşanabildiği küçük adacıklar olmanın ötesine geçen bir işlevi var mı? Burada sürdürülebilir ilişkiler kurulabiliyor mu? Bu soruları yanıtlamak o kadar kolay değil; çünkü sosyal ağların kolektif bir görünürlüğü tesis ettiğini söylemek çok güç. Bu türden mecralar bireysel iletişim kanalları olarak işlev görüyor; ama kolektif bir gey kimliğine ne ölçüde alan tanıyor, bunu bilemiyoruz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s