İslam’ın Cinsel Politikasına dair Queer Açılımlar: “Şeriat Mekke’de Tamamlandı”

Seriat Mekkede Tamamlandi_kapiİslam’ın heteronormatif olmayan cinsellikleri nasıl kavradığına ilişkin yorumlar genellikle ortodoks okuma pratiklerini referans alıyor; bu yorumlar İslam’ın queer cinsellikleri baskıladığı, yasakladığı minvalinde kestirme sonuçlarla İslam’ın cinsel politikasını tarif ediyorlar. Ama bu okuma pratiklerinin dışına çıkan ve İslam’ın queer potansiyellerini arayan başka düşünme biçimleri de 2000’lerle birlikte birikmeye başladı. Benim haberdar olduklarım arasından Scott Kugle’yi ve yakın zamanda Türkçede de yayınlanan Kecia Ali’yi sayabilirim. Şimdi, bir de, bu yazına Türkiyeli bir yazar eklendi. Esat Arslan’ın “Şeriat Mekke’de Tamamlandı” başlıklı çalışması, cinselliği merkezine almasa da İslam’da eşcinsellik, cinsel arzu ve arzuların özgürleşmesine dair basmakalıp okuma pratiklerinin dışında bir kavrayışın bulunabileceğini savunuyor.

Kitabın giriş bölümü dışındaki tüm bölümleri, bugünün meselelerine dair tematik başlıklar altında Kuran’ın ne söylediğini tartışan kısa yazılardan oluşuyor. Bu temalar içerisinde queer cinsellikler de var. Gey Zamanlar içerisinde bu kitabı konu etmemin en önemli sebeplerinden biri bu. Ama, daha önemlisi, kitap giriş bölümüyle Kuran’ı nasıl okuyacağımıza ilişkin bir yöntem tartışmasıyla açılıyor.

Esat Arslan’ın Kuran’ı okumaya ilişkin şöyle bir teklifi var: “En başta düzanlamı terk ederek, Kuran’ı, tam da kendisinin söylediği gibi bir misaller, yani semboller hazinesi olarak okumak” (s. 24). Sözün düzanlamının ötesine geçen, Kuran’ın akış halinde ve metaforlar yoluyla ifadesini bulan bir üst-dili olduğunu savunuyor. Dolayısıyla, Kuran’ı bir edebi metin gibi incelemeyi teklif ederek “Kuran’ın bilinçdışı”nı (s.30-31) keşfetmeye davet ediyor. Kitap boyunca aradığı işte bu “Kuran’ın bilinçdışı”. Şöyle söylüyor:

“Bu haliyle Kuran’daki İslam, yasakların ve yasaklamaların değil, özgürleştirmelerin ve helal kılmaların dinidir. Temiz bir fıtratın ahlaken kerih bulduğu hariç, her şeyin serbestleştirilmesinin dinidir. Kuran salt teorinin ya da pratiğin değildir, hakikatin ve adaletin yanında estetiğin, mutluluğun, arzunun ve erosun da dinidir.” (s.32)

Kitap, Kuran’a edebi bir metin olarak yaklaşarak İslam’ın beşeri olana dair kapsayıcı bir söylem inşa ettiğini savunuyor. Bu haliyle, kitabın temel savı özcü ve tarihsiz olduğu minvalinde çeşitli eleştirilere açık hale geliyor, şüphesiz. Ama Esat Arslan’ın Kuran’ın ‘evrenselliğiyle’ hiçbir derdi yok. Daha ziyade, Kuran’a referansla gerçekleştirilen baskıcı ve yasaklayıcı pratiklerin İslami söylemlere esasında uzak düştüğünü savunuyor.

Kuran’ın bir ‘özgürleştirme dini’ olduğuna dair tartışmalarında en heyecan verici unsurlardan bir tanesi, queer cinsellikleri de bu özgürlük alanı içerisinde tanımlıyor oluşu. Bu fikrin en önemli dayanaklarından birini Şura Suresi oluşturuyor. Esat Arslan, helal kılınan ilişki biçimlerinin Kuran’da herhangi bir cinsiyet kimliğine ya da cinsel yönelime atıfla tanımlanmadığını, dolayısıyla queer cinselliklerin yasaklanmadığını savunuyor. Bunu bazı hadislerle de destekliyor.

Ama bu serbestliğin bir sınırı var. Lutiliğin ele alındığı yerlerde bir erkeğin erkeğe şehvet duymasının kınanmasının yanlış yorumlandığını, kınanan cinsel pratiğin homoerotik cinsel pratikler olmadığını söylüyor ve şöyle devam ediyor:

“Kınanan … kadınlara şehvet duyduğu halde bunu bir kenara atıp şehvetini erkeklerde doyurma eylemidir. Biseksüellik ve oğlancılıktır.” (s. 136)

Bu tartışma, İslam’ın ortodoks okuma pratiklerindeki heteroseksizmle hesaplaşırken, tabiri caizse, ‘queer kuglebir İslam’ı önermek yerine, normatif cinselliğin sınırlarını yeniden çiziyor. Ve Esat Arslan’a göre, İslami cinsel ahlak biseksüelliği normatif olarak dışarıda bırakıyor. Kitapta biseksüelliğin neden İslam’ın “kerih” bulduğu bir cinsel pratik ve yönelim olduğuna dair bir açıklama ne yazık ki yok. Ayrıca, biseksüelliğin normatif olarak dışarıda kalmasının İslam’ın özgürleştirme dini olarak kavranışıyla çelişki oluşturup oluşturmadığına ilişkin tartışmaya da yer verilmiyor.

Queer bir İslam’ı tahayyül eden ve bu ihtimaller üzerine kafa yoran metinleri merak eden amatör bir okurum ben; bu tartışmaların Scott Kugle’nin şu kitabıyla karşılaştırmalı olarak okunmasının yararlı olacağına inanıyorum. Burada tartışılan dertlerle ilgilenen Scott Kugle de, Esat Arslan’dan farklı olarak, İslam’da cinsel ahlakın rıza üzerine kurulu olduğunu savunuyor. Dolayısıyla, Lut kavmine ilişkin anlatıların rızaya dayalı olmayan cinsel pratiklerin kınanması olduğunu söylüyor. Tabiri caizse, ‘queer bir Islam’ tahayyülü için, koşulsuz bir izahat sunuyor.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s